#dolaysız edinimler

Oldukça önemsenmiş haliyle insanların yaşamlarına çark etmiş bulunan biçimsel olgular (teoriler, fikirsel ifadeler, stereotip vb.) yalnızca basitleşmeye yüz tutmuş davranışsal ve eylemselliğin eksikliğiyle, aslolan değil olması istenilenin görünülmesi istenci içinde evrilmeye başlamış. Bireysel olarak duygusal edinimler, tutumlar ve bilinçlenmeler kendisini; kendisininde sahip olduğu özsel veya toplumsal kategorizasyonların ilkeleri dışında muvaffak ettirme süreci benimsenmelidir.

Yani içinde doğmuş ve büyümüş olunan normların, aidiyeti başkasında olan fikirleri, olguları çabucak ve eleştirel bulmadan kabullenerek yaşamlarımızda anlamlandırmak ve buna göre bir edinimde bulunmak salt sistemsel dönüşüm çarkının birer dişlisi olmaktan öteye gidemediğimizi anımsatır.

 

Reklamlar

Tutumsuz ekseriyetler

İlkesel bir davranış tutumundan uzak kalınmışlık, temelinde belirli bazı biçimleri kendi ruhuna ve düşüncesine hakim kılarak, bundan kopamamasından kaynaklanıyor olagelmektedir.

Kendinize dönüp soruyla birlikte sorguladığınızda; yaşamımda sabitleşmiş vechelerin eylemsel hareketlenmelerimdeki yönlendirmeleri veya yönlendirişleri üstü örtülü, görünmezlik biçimine atfen, düşürmüş olduğu izlenim-ler Hangi boyuttadır.

Herhangi bir konunun tartışılma mevzubahisinde, tam anlamıyla kendinizi konu hakkında bilgi sahibi hissetme duygusu içerisindeyken “acaba düşüncem bu konunun yeterliliğine uygun mu veya varolan hakikati doğru bir izlenceyle sunabilecek miyim gibi” konuşmaktan dilimizi alıkoyuyor muyuz!

Aslında bireyselleşmiş zamane dünyasında her zaman bedenimizle birlikte bilmişliğimizin  haklı ve üstün olduğunu savunur, aksi duruşa ihtimal bile vermeyerek, her türlü konuda konuşur ve hakikat olduğunu dile getiririz.

Bireyselleşen ve git gide yabancılaşan insanlığın değişiminde yanlış modern anlayışıyla yaşamına kattığı duygusal tutum ve düşünüşler ve bunların sebebiyet verdiği davranışsal olay bazlı hareketlenmelerdir.

 

#toplumsalık #bağnazışımlar

#parça

Nicelikli veya Niceliksiz argümantasyon içerisinde doğuyor, arzuluyor ve hedefliyoruz. toplumsal imgelerin biçimlendirdiği kılıflar neticesinde üstümüze bazı yüklenlemeler (Ödev ve sorumluluklar) alıyor ve yaşamımızın ikamesinde aldıklarımız bizi yalpalanmalara, yönsüzleştirmeye ilaveten olanaksızlaştırmaya mahkum ve mahpus  kılıyor ve bu şeyi bir türlü kovuşturmaktan aciz kalıyor, mecbur bırakılıyoruz. En doğrusal ifadeler ve en çarpıcı gerçekler, bizlere ilham oluyor, anlamsız biçimleri boyutlandıran ve anlamsızlıktan kurtararak anlamlandıran muktedirliğiyle doğrusallığı ve gerçekliği haykırmaya ve iletmeye yarayan dil* bir bakıma köhnemiş yapısallıklara-imgelere tekrar canlılık kazandırabiliyor. İçinde varolduğumuz yani doğduğumuz alan ile varolabildiğimiz,  kendimizin farkına vardığımız ve temellendiğimiz alan arasında hedef ve isteklerimiz istemsizce zıtlaşan bir biçim alabiliyor. O yüzden ara sıra duruma göre değişen ruh halimizde kendimize söylediğimiz “içinde bulduğumuz hayat bize göre değil” söylemi doğabiliyor. Hayatı anlamsız veya anlamlarla dolu muktedirliğe bizzat fiiliyatlarımız ve emek nezdindeki uygulamalarımızla aktif veya de-aktif kılabiliriz-siniz.

  • Düşüncelerin aktarıcı ve ifade aracı veya bazısından biri.

Bazı toplumsal gerçekliklerin perde arkasında

“İyi” olma kudreti yaşamın bizzat içinde var olduğu fikri sanılanın aksine aslında sadece kendini ve olgunlaşmış sandığı benliğini toplumsal adaptasyona göre konumlamasından-şekil vermekten geri kalmış tarafı bulunmamakla birlikte yüzeysel gerçekler hep yanılsamalar oluşturmuş ve insandaki zihinsel mevcudiyeti hep hedeflenen “konumlanma” ihtiyacı için iyiliği ve iyilik göstergeleri tercihen amaç olarak kullanıldığı görülmekte, günümüzde. 

Amaçsal arzuların göstergeleri yönlendirdiği değil toplumsal insiyatifin aktif bulunduğu bir yaşantı biçimi benimsenmeli…